Archive for July, 2006

pozlama (exposure)

Monday, July 24th, 2006

evet. geçtiğimiz aylarda bayağı bir dijital fotoğrafçılıkla uğraştım. hakkaten. hem öğrendiklerimi yavaştan sizlerle paylaşayım, hem de kendim pekiştirmiş olayım. evet. başlıyorum.

pozlama (exposure), basit olarak fotoğrafımızı çekerken makinamızın aldığı toplam ışık miktarı demek. Amacımız ise, çekeceğimiz fotoğrafa uygun ışık miktarını yaklamak. Aydınlık (overexposure) veya karanlık (underexposure) fotoğraflar çekmek istiyorsak veya fotoğrafımıza çeşitli optik efektler katarken toplam ışık miktarımızın değişmesini istemiyorsak, pozlama ile nasıl oynayabileceğimizi bilmemiz gerekiyor.

Kameramızda, pozlamayı etkileyen belli başlı 3 faktör var. Enstantane (shutter speed), diyafram açıklığı (aperture) ve ISO ayarı. Şimdilik bu 3 ayarın pozlamaya etkilerini yüzeysel olarak anlatayım, daha sonra hepsi hakkında tek tek detaylı bilgi vereceğim.Bu arada bunların dışında da, ortamdaki ışığın da doğrudan fotoğrafımızdaki ışık miktarını etkileyeceğini de unutmamak lazım.

Enstantane, fotoğrafı çekerken makinamızın objektifinin ne kadar hızlı açılıp kapanacağını ya da başka bir değişle ne kadar süre açık kalıp ışık alacağını belirliyor. Yani, düşük enstantaneli bir çekimde, yüksek enstantaneli bir çekime göre makinamız daha uzun süre ışık aldığı için, fotoğrafımız daha aydınlık oluyor.

Diyafram ise objektifimizin ışık aldığı deliğin açıklığını belirliyor. Diyafram ne kadar açıksa, çekim sırasında makinamız o kadar fazla ışık alıyor ve böylece daha az açık diyaframlı bir çekime göre daha aydınlık fotoğraflar elde ediyoruz.

ISO ise aslında analog filmlerdeki ASA’nın karşılığı olan makinamızın içsel bir özelliği. ISO değeri ne kadar yüksekse, makinamız kendisine gelen ışıktan o kadar fazla etkileniyor. Böylece yüksek ISO değerinde çekilen bir fotoğraf, düşük ISO değerinde çekilen bir fotoğrafa göre daha aydınlık oluyor.

Ben şahsen, öncelikle ortama göre genel bir ISO ayarı yapıp daha sonra çekeceğim fotoğrafa göre enstantane ve diyafram ile oynayarak kafamdaki ışık ayarını yakalamaya çalışıyorum.

Akabinde dijital fotoğraf makinalarında, genel olarak belli başlı enstantane ve diyafram değerleri mevcut. Ancak bu değerler adım sistemi diye adlandırılabilecek bir şekilde atanmış. Yani, herhangi enstantane ve diyafram değerleri için bir fotoğraf çektikten sonra, enstantaneyi bir adım düşürüp, diyaframı bir adım kısarsak veya enstantaneyi bir adım yükseltip, diyaframı bir adım açarsak, bu üç fotoğrafında ışık miktarları aynı oluyor. Bu özelliği, ışık miktarını sabit tutarak farklı enstantane ve diyafram değerlerinde fotoğraflar çekmek için kullanabilirsiniz.

Pratikte ise, dijital kameraların vizörlerinde ışık miktarını gösteren bir bar oluyor. Bu barın ortası normal ışık miktarını (makinamız ışık miktarını doğru bir şekilde ölçebilirse insan görüşü) belirtirken, barın üzerindeki imleç sola kaydıkça fotoğraflar daha karanlık, sağa kaydıkça ise daha aydınlık oluyor.

Son olarak Wikipedia’dan bir örnek vererek yazımı noktalayayım. Aynı kadrajın, aynı diyafram açıklığı ve aynı ISO ayarı için farklı enstantane değerleri ile çekilmiş fotoğrafları:


ışık miktarı örnek
büyüğünü görmek için resme tıklayabilirsin istersen

Kaynaklar : Aslında zaman içerisinde çok fazla ufak tefek kaynaktan yararlandım ama genel olarak Wikipedia ve Cambridge in Colour ı kaynak olarak göstersem diğerlerine çok da ayıp etmiş olmam sanırsam.

101 baytta aşk

Sunday, July 23rd, 2006

14 şubat 2005 sevgililer günü.

sevgilime iki çiçek aldım
biri pembe
biri kırmızı
biri onun kadar küçük
biri aşkımız kadar büyük

towel

Saturday, July 22nd, 2006

A towel, it says, is about the most massively useful thing an interstellar hitch hiker can have. Partly it has great practical value – you can wrap it around you for warmth as you bound across the cold moons of Jaglan Beta; you can lie on it on the brilliant marble-sanded beaches of Santraginus V, inhaling the heady sea vapours; you can sleep under it beneath the stars which shine so redly on the desert world of Kakrafoon; use it to sail a mini raft down the slow heavy river Moth; wet it for use in hand-to-hand-combat; wrap it round your head to ward off noxious fumes or to avoid the gaze of the Ravenous Bugblatter Beast of Traal (a mindboggingly stupid animal, it assumes that if you can’t see it, it can’t see you – daft as a bush, but very ravenous); you can wave your towel in emergencies as a distress signal, and of course dry yourself off with it if it still seems to be clean enough.

More importantly, a towel has immense psychological value. For some reason, if a strag (strag: non-hitch hiker) discovers that a hitch hiker has his towel with him, he will automatically assume that he is also in possession of a toothbrush, face flannel, soap, tin of biscuits, flask, compass, map, ball of string, gnat spray, wet weather gear, space suit etc., etc. Furthermore, the strag will then happily lend the hitch hiker any of these or a dozen other items that the hitch hiker might accidentally have “lost”. What the strag will think is that;

Any man who can hitch the length and breadth of the galaxy, rough it, slum it, struggle against terrible odds, win through, and still knows where his towel is is clearly a man to be reckoned with.

Hence a phrase which has passed into hitch hiking slang, as in;

“Hey, you sass that hoopy Ford Prefect? There’s a frood who really knows where his towel is.”
(Sass: know, be aware of, meet, have sex with; hoopy: really together guy; frood: really amazingly together guy.)

[ Douglas Adams - Hitchhiker's Guide to the Galaxy ]

gene.

Saturday, July 22nd, 2006

gene.
buldum huzurumu.

bilgisayar başında işin olmadığı halde bişilerle uğraşmak
güzel bir müzik eşliğinde.

bir soğan kamyonun arkasına sıkışıp doğayı izlemek
olimposa giderken.
onlarca insanın elleri üzerinde brian molko’ya doğru fırlatılmak
güneş tam da batarken.
çok eğlenirken arkadaşlarınla bardan atılmak
üçüncü uyarıdan sonra.
uçsuz bucaksız sahillerde ikinci hindistan cevizi suyunu içmek
kendince portekizce konuşarak.
en sevdiğin şarkıda umarsızcasına pogo yapmak
diğerleri de yaparken.
sevgilinle yatağa uzanıp gülüşmek
tam da birbirinizi çok severken.

arkadaşlarınla muhabbet edip bişiler içmek
arkadaşlarınla muhabbet edip bişiler içerken
arkadaşlarınla..

hek!

Saturday, July 15th, 2006

heklendim!

çukurovalı kardeşim beni türkiye adına heklemiş saolsun.
hedef seçilmem biraz garip geldi
ama

neyse
türkiye kurtulacaksa varsın heklere yan basayım birader…

-> [heke bak!]

imagine

Monday, July 10th, 2006

Imagine there’s no heaven
It’s easy if you try
No hell below us
Above us only sky
Imagine all the people
Living for today

Imagine there’s no countries
It isn’t hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
Imagine all the people
Living life in peace

You may say that I’m a dreamer
But I’m not the only one
I hope someday you’ll join us
And the world will be as one

Imagine no possessions
I wonder if you can
No need for greed or hunger
A brotherhood of man
Imagine all the people
Sharing all the world

You may say that I’m a dreamer
But I’m not the only one
I hope someday you’ll join us
And the world will live as one

John Lennon – Imagine

mantık ve diş fırçası

Monday, July 10th, 2006

gece tam yatmadan önce yapılması makbul. [lazım?]
ama [çoğu zaman] çok zor – hatta imkansız!

bütün insanların her gece bunu yaptığını bilmek acı veriyor bana
hiç mi değer vermiyorlar kendi hislerine?

saçmalık!

mantık kendilerini kontrol edemesin diye içki içip
mantık üzerine bir dünya kuruyorlar
ve her gece yatmadan önce dişlerini fırçalıyolar
sarhoşken bile? [evet.]

neyse [memin]
ben en iyisi dişlerimi fırçalayıp
yatayım..

otomatik yaz salağı uygulaması

Sunday, July 9th, 2006

25 temmuz itibariyle türkiye ile almanya arasındaki 1 salaklık farkı kapatmak üzere türkiyeye geliyorum. böylece otomatikman yaz salağı uygulamasına geçilmiş olacak. gece 2de [taksimde?] salaklarınızı 1 salak ileri almayı unutmayın.

şizofrenik

Sunday, July 9th, 2006

şizofrenik

smas.deviantart.com

le finestre italiane

Saturday, July 1st, 2006

roma‘dan [çok!] küçük çaplı bir pencere çalışması.
aka. “italyan pencereleri”

trastevere
trastevere
“trastevere”

alla piazza spagna
alla piazza di spagna
“ispanya meydanında”

i giocattoli appendenti la finestra turchese
i giocattoli appendenti
“sallanan oyuncaklar”
la finestra turchese
“turkuaz pencere”

smas.deviantart.com