2 de 2
Monday, December 17th, 20072 senelik Almanya maceram sonunda - ki hala tez aşamasındayım,
Almanya’da bildiğin güzel 2 tane şey bulmayı başardım.
İşte gururla açıklıyorum:
Patates Kızartması (Pommes)
Hızlı Tren (ICE)
2 senelik Almanya maceram sonunda - ki hala tez aşamasındayım,
Almanya’da bildiğin güzel 2 tane şey bulmayı başardım.
İşte gururla açıklıyorum:
Patates Kızartması (Pommes)
Hızlı Tren (ICE)
Saarbrücken’de okuyan ve yüzmek isteyen şanslı gençlerdenseniz, en yakın deniz size 561397243 km uzaklıkta mevcut bulunduğu için, üniversitenizin size sağlamış olduğu güzide yüzme imkanlarından faydalanmak durumundasınızdır. Saarland Üniversitesi tarafından sizlere cömert bir biçimde ayrılan Salı günleri 12.15 - 13.15 arasındaki o güzel zamanı [ayrıca yetmezse bilmediğim başka bir gün de sabah 6-7 arası sizlere ayrılmış […]
yıllar boyunca kah taksimin ışıltılı sokaklarında kah alsancakta hafif bir meltem eşliğinde yürüyen birbirinden güzel kızların ve birbirinden tombik amcaların üzerinde görüp bu kadar çirkin olmasına rağmen bu kadar meşhur [yıldız tilbe gibi] olabilmesine esefle kınayıp şaşakaldığım desen bu işte.
bu yaz için yeniden brezilya’ya gitme planları yaparken duşta aklıma geldi.
capoeira,
yediğiniz sert bi tekmeden sonra öfkenizle değil, hala mantığınızla düşünebilmektir.
karşınızdakini alt edebileciğinizi bilirken, karşınızdakinin sizi rahatlıkla dövebileceğini sanmasıdır.
arkanıza bakarak hızlıca kaçmaktır.
ya da bazen bugün kalıp dayak yemektir, yarını düşünerek.
en beklenmedik bir anda en beklenmeyeni yapmaktır.
gerektiğinde ezik olabilmektir.
farkında olmaktır.
küçük harfle yazmaktır.
capoeira.
[ince sesle]
alman milleti çalışkandır!
alman milleti maldır!
abi şimdi 2. sınıf bi lise yemekhanesi düşün.
ya da 4. sınıf bir üniversite. kahramanmaraş civarları.
ondan sonra onun “ooooo salonunuz da bayağı havadarmış” kadarını al.
ikinci sınıf masa örtülerini bi kenara at.
sonra oradan atla bi otobüse git eminönüne.
ucuzundan iki tane büyük spot ışık al.
ara sokaklardan.
aldın mı?
tamam.
eve dönerken de bi kırtasiyeye uğra,
bi makas
bi seloband
[ erooooooooool! erooooooooooool! ]
bi kırmızı […]
kedi fotoğraflarına karşıyım arkadaş!
tıpkı simit saraylarına, gezi turlarına ve sultanahmet köftecilerine olduğum gibi..
2 gündür tylolhot içiyorum.
dün birden koltuğa yığılıp sızıvermişim.
birden “kaçtı uçak” diye uyanıp almanyaya geldim gece boyunca.
orada burada uyuyarak.
bugün de stüdyo sonrası bi bira üzerine çaktım.
şimdiden her şey daha yatay…
Masal Uyarı:
TYLOL HOT tedavisi sırasında uyuşukluk görülebilir. Bu nedenle hastalarda araç ve makine kullanma gibi dikkat gerektiren işleri etkileyebileceği unutulmamalıdır. TYLOL HOT ile birlikte alkol alınımı, sözü […]
14 şubat 2005 sevgililer günü.
sevgilime iki çiçek aldım
biri pembe
biri kırmızı
biri onun kadar küçük
biri aşkımız kadar büyük
gene.
buldum huzurumu.
bilgisayar başında işin olmadığı halde bişilerle uğraşmak
güzel bir müzik eşliğinde.
bir soğan kamyonun arkasına sıkışıp doğayı izlemek
olimposa giderken.
onlarca insanın elleri üzerinde brian molko’ya doğru fırlatılmak
güneş tam da batarken.
çok eğlenirken arkadaşlarınla bardan atılmak
üçüncü uyarıdan sonra.
uçsuz bucaksız sahillerde ikinci hindistan cevizi suyunu içmek
kendince portekizce konuşarak.
en sevdiğin şarkıda umarsızcasına pogo yapmak
diğerleri de yaparken.
sevgilinle yatağa uzanıp gülüşmek
tam da birbirinizi […]