Archive for the ‘backpack’ Category

sk8sitges

Tuesday, August 11th, 2009

Sitges, Barselona’nın 30-40 km güneyindeki küçük bir Katalan tatil kasabası. Barselona’ya yakın ve sahili gayet güzel olduğu için özellikle yaz aylarında çok fazla turistin akınına uğruyor. Tüm şehirde eşcinseller için tasarlanmış hoteller ve düzenlenen etkinlikler olduğu için bu turistlerin büyük bir çoğunluğunu da eşcinseller oluşturuyor.

sitges4

Barcelona’dan Sitges’e, Estacio de França veya Barcelona Sants Estacio‘dan Vilanova yönüne giden Cercanias trenleriyle 45 dakikada ulaşmak mümkün. Akabinde, Estacio de França’da geçiş turnikeleri olmadığı için trene kaçak olarak binilebiliyor. Unutmayın hayattaki güzel şeyler beleştir..

sitges-kaykay

Dün, eşcinsellerin gözleri önünde bütün Sitges sahilini yaklaşık bir saatte kaykayla geçtim. Plajların hemen yanındaki yürüyüş yolu kaykay için çok uygun olmasına rağmen Barselona’nın aksine benden başka sadece 1-2 kaykaycı ile karşılaştım. Eşcinseller pek kaykayı tercih etmiyor sanırsam :D

ultimate survival (bornova)

Tuesday, April 28th, 2009

Evden şortla çıktım. Tam 15 dakikadır hiç bir şey yiyip içmeden yürüyorum. Bir an önce bir şey bulsam iyi olacak…

İşte bir turşucu. Turşu suyu beni bir süre idare edecektir ancak çok dikkatli olmam lazım. Fazla kaçırmamalıyım.

Bir sürelik sıvı ihtiyacımı karşıladım artık bir şeyler yesem iyi olacak… Boyoz ya da poğaça benzeri bir şey olabilir. Bornova’nın bu bölgesinde rahatlıkla bulabilirim.

Ucuz bir yerde bira içip yanındaki mısırla karnı doyurabilirim. Hem bira kafamı da güzelleştirecektir. Sanırım bunu deniyeceğim…

Hava kararmak üzere, kalacak bir yerler bulmam lazım… Ama eve gidilmez şimdi. En iyisi arkadaşları arayayım.

Şortla da iyice üşümeye başladım. Yanımda çakmak yok ve hava çok nemli. Ateş yakamıyorum. Beni ısıtacak başka bir şeyler bulmalıyım…

gezgin.

Wednesday, April 15th, 2009

Uçaklardaki vakit geçirmelik çakma dergilerin birinin gezi kısmında rastladığım kısa bir gezgin tanımı. Budur!


- Gezgin emeklilikten, boşluktan gezmez; gezgin gezmezse rahat edemeyen insandır. Hayatında bir boşluk olur.

- Keşif duygusu olan insandır.

- Asla turist olmayan insandır. Gezginlerin en kızdıkları kişiler turistlerdir.

- Coğrafyayı mutlaka bilmeli, yazılan kitapları okumalı. Oraya ilgili endirekt romanları okumalı; oraya özgü ürünleri tanımalı.

- Gidip marketten hediyelik eşya almamalı; orada çakı yapan ustayı bulmalı.

- Herkesin yapmadığı şeyi yapmalı.

- Herkesin gezdiği gibi gezmemeli.

Nice’ten İtalya yönüne otostop noktası

Friday, October 5th, 2007

A8 Provençale otoban girişi.
Monaco ve İtalya‘ya gitmek için.


Gare Routiere
‘den 30 numaralı duraktan 89 numaralı Saint-Andre-de-la-Roche yönüne giden otobüse binin.

La Croix durağında inin.

Şu anda otobanın altında olmalısınız.

Otobanın altından geçerek geriye doğru yürüyüp soldaki küçük köprüden geçin.
[200m]

Önünüzdeki yuvarlaktan Genes (Cenova) yönüne otoban girişini bulun.
[100m]

Otoban tabelası altı otostop için çok uygun bir nokta. Tabelanın arkasına bakıp sizden öncekilerin yazılarını okuyun.

Montpellier’den otostop noktası

Wednesday, September 26th, 2007

Fransa’nın güneyinde uzanan A9 otobanının Montpellier girişi.
İtalya veya İspanya yönünce ayrıca da Bordeaux, Toulouse, Lyon ve Marsilya‘ya gitmek için.

Gare SNCF de Saint Roch‘un önünden Saint-Jean-de-Vedas yönünde 2 numaralı tramvaya binip Saint-Jean-Le-Sec durağında inin.

İndiğiniz zaman karşınızda az ileride otoban gişelerini görüyor olmalısınız.

Gideceğiniz yöne göre uygun bir gişenin önünde bekleyip, yavaşlayan ve bilet almak üzere camlarını açan şöförlerle muhabbete girin.


Bu bilgiler Hitchwiki ve Hitchbase‘den alınmış, bizzat denenmiş ve kendince yorumlanmıştır.

Barcelona’dan kuzeye otostop noktası

Wednesday, September 26th, 2007

Barcelona’dan Girona, Costa Brava veya Fransa‘ya giden AP-7 otobanı üzerindeki bir benzin istasyonu.

Barcelona Sants‘taki büyük tren istasyonundan Maçanet-Massanes yönünde Cercania 2′ye binerek Montcada i Reixac‘a gidin.
[Bilet 1.25 Euro]

Trenin gidiş yönüne göre soldan inin.

İstasyondan çıkıp karşınızdaki küçük sokaktan yürüp yaya yoluna çıkın.
[100m]

Sağa dönüp yaya yolundan ilerleyin ve sonra köprüyü geçin.
[500m]

Şu anda yukarıda otobanı görüyor olmalısınız.

Karşınızdaki ilkokulu sağınıza alarak otobanın alına gelinceye kadar yürüyün.
[200m]

Sağınıza dönüp otobanı alttan takip ederek araba park alanının içinden devam edin.
[200m]

Şu anda karşınızda küçük bir tren yolu görüyor olmalısınız.

Tren yolunun altından geçen yoldan ilerleyin.
[100m]

Solunuzda “authorized personal only” tabelasını göreceksiniz.

Tabelaya aldırmadan sola girin ve dümdüz benzin istasyonunu görünceye kadar ilerleyin [400m]


Bu bilgiler Hitchwiki ve Hitchbase‘den alınmış, bizzat denenmiş ve kendince yorumlanmıştır.

kelebekler vadisinde günbatımı

Wednesday, April 18th, 2007

kelebekler vadisinde günbatımı

inanılmaz bi kadro ile vadideydik. hatta neredeyse sadece biz vadideydik. limitsiz barbunya, limitsiz gebeş..

bir kaç güneşi işte bizzat böyle batırdık.

kelebekler vadisinde günbatımı
smas.deviantart.com

birds of the cathedral [zürich]

Wednesday, February 7th, 2007

birds of the cathedral
smas.deviantart.com

Zürih’ten [İsviçre] bir manzara..
gene bir gün batımı.

Güzel ve hareketli bir şehir Zürih – ve diğer İsviçre şehirleri gibi pahalı [ tabi ki ] . Şehir merkezindeki Niederdorfstrasse [ aşağı köy sokak :) ] ve çevresindeki sokaklar, mağaza, restoran ve barlarıyla şehrin esas oğlanı.

cathedral of zurich

Aynı Cenevre gibi, büyük bir gölün ve iki nehrin etrafına kurulmuş. Ancak Cenevre’nin aksine, konuşulan dil Fransızca değil Almanca – hem de hiç Almanya’dakine benzemeyen.

Bu arada, İsviçre’nin yöresel yemeği Käse Fondue. Beyaz şarapla yapılmış eritilmiş çeşit çeşit İsviçre peyniri. Ekmek banmalık. Biraz pahalı ama tavsiye ederim.

Böyle işte. Kısa ve öz.

on the road again!

Saturday, February 3rd, 2007

uzun bir aradan sonra [ çok da uzun değil sanki :) ] takıyorum yine sırt çantamı omzuma!
tatlı bir heyecan..
kıpır kıpır!

yarın zürih ve ardından freiburg.
ardından haftaya bratislava ve viyana.
finallerde önce belki bi de küçük paris atarım araya.

mart-nisan’a da güzel bir ege-akdeniz otostopla.
kelebekler vadisi!

yaz için de gene staj planları.
brezilya, ispanya veya portekiz.

hadi bakalım!

Münih

Tuesday, May 30th, 2006

Geçen hafta EESTEC‘in düzenlediği ICC’06 etkinliğine katılmak üzere Münihteydim. Öncelikle, bir hafta internete girmeyince beni merak edenlere teşekkürlerimi sunayım :) Sonralıkla, izlenimlerimi biraz yazıya dökeyim.

Teşekkürler!

Almanya’nın en güneyindeki eyalet olan Bavyera’nın başkenti Münih, bence tartışmasız en güzel Alman kenti – Hamburg’u görmedim bilmiyorum. Bavyera’nın son yıllardaki gelişmesinden sonra, Münih şu anda Almanya’nın en zengin (ve de en pahalı) kenti durumda. Bu zenginlik de zaten ışıltılı sokaklar ve güzel binalarla hemen kendini belli ediyor.

frauenkirche
Münih’in simgelerinden Frauen Katedrali

2-3 sene önce ilk Avrupa’ya gelişimde ilk olarak Münih’e ve Münih’te de ilk olarak şehrin merkezi meydanı olan Marienplatz‘a gitmiştim. Rathaus’u [ hükümet konağı :) ] görür görmez direk büyülenmiştim. Bu sefer de farklı bir şey olmadı. Gökyüzüne doğru dimdik yükselen Rathaus, benim için Avrupa’nın en etkileyici gotik yapıları arasında.

marienplatz rathaus
Marienplatz ve Rathaus

Rathaus’unun yanı sıra, Marienplatz ayrıca canlı ve renkli bir kent merkezi. Etrafdaki bir çok mağaza, restorant ve barın dışında, sokak müzisyenleri ve sanatçıları da hiç eksik olmuyor. Hatta bu defa ünlü(ymüş) yahudi amerikan ksilofoncu Alex Jacobowitz’de oradaydı. Fırsatınız olursa dinlemenizi tavsiye ederim.

Ayrıca, Münih deyince akla gelen diğer şeylerden birisi de Oktoberfest. Her sene genel olarak eylül ayı sonundan ekim ayının başına kadar düzenlenen bu bira festivaline dünyanın bir çok yerinden insan adeta akın ediyor. Yöredeki büyük bira markalarının açtıkları çadırlara kalabalığa rağmen girebilenleri içeride 1 litrelik özel Maß birası, kızarmış tavuk ve Bavyera müziği eşliğinde yöresel giysileriyle dans eden – koca memeli – kadınlar bekliyor.

oktoberfest
Maß ve dışarıda ben :)

Münih’e gitmişken dünyanın en önemli teknoloji müzelerinden biri olan Deutsche Museum‘u da görmeden dönmek olmaz. [ayıp] Müzede madencilikten bilgisayar mühendisliğine (enigma’yı gördüm!), havacılıktan geodeziye kadar bir çok teknolojinin tarihi ile bilgi ve interaktif eserler mevcut. [hadi]

Akabinde, yolum bir gün de Tegernsee‘ye düştü. Tegernsee, Münih’e trenle 1-1.5 saat uzaklıktaki küçük, bir o kadar da güzel bir göl kasabası. Münih’ten sıkılanların hafta sonu kaçamakları yaptıkları kasabanın etrafındaki dağ ve ormanlarda bir çok trekking ve hiking rotasının mevcut.

tegernsee
Tegernsee

trekking
Trekking

Bu arada, Almanya’nın en çok bira içen bölgesi Bavyera. Kahvaltıda bile biraz daha tatlı ve yoğun yöresel biraları Weißbier‘dan (beyaz bira) vazgeçmiyorlar. Yanında da Weißwurst (beyaz sosis) ve tatlı hardal. [evet gerçekten]

Uzun lafın kısası, Münih gayet güzel. Almanya’da görmeye değecek ender yerlerden birisi. Yolunuz düşerse mutlaka gidin.

Bana inanmıyorsanız buraya bakın
Münih
Oktoberfest
Deutsche Museum